Ana Sayfa Geziler Millli Parklar İğneada Longozları: Suyun İçinde Kök Salan Orman

İğneada Longozları: Suyun İçinde Kök Salan Orman

İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı: Longoz Ormanları Keşfi ve Kanolarla Gezi

Milli Parklar · Trakya

Kırklareli’nin Karadeniz kıyısında, kışın gövdelerine kadar suya gömülen bir orman yaşıyor. İğneada’nın longozları, Türkiye’de bu ölçekte ve bu kadar el değmemiş hâliyle kalabilmiş subasar ormanların en iyi örneği.

Doğa Dergisi Gezi Masasıİlk yayın: 16 Nisan 2024Güncelleme: 26 Eylül 2026Okuma süresi: 6 dk

Nisan sabahlarında İğneada’nın ormanına girenler önce sesi fark eder: kızılağaçların arasından süzülen suyun hafif şırıltısı, sazlıkta bir kurbağa korosu, uzakta bir ağaçkakanın kuru tıkırtısı. Sonra gözler alışır ve manzara netleşir. Ağaçlar diz boyu suyun içinden yükselir, gövdelere sarılmış sarmaşıklar ışığı yeşile boyar. Istranca Dağları’nın Karadeniz’e indiği bu köşede orman, yılın birkaç ayını bir gölün içinde geçirir.

Trakya’nın kuzeydoğu ucunda, Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı İğneada beldesinin iki yanında uzanan bu ormanlara yerel dilde longoz deniyor. Bölge, 13 Kasım 2007’de Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla milli park ilan edildi. Yaklaşık 3.155 hektarlık alan, bugün Türkiye’de subasar orman ekosistemini korumak amacıyla kurulmuş başlıca park olarak biliniyor.

2007milli park ilan yılı
~3.155hektar koruma alanı
5göl: Erikli, Mert, Saka, Hamam, Pedina

Suyla nefes alan bir orman

Longoz, akarsuların denize ulaşmadan önce yayılarak bataklıklar ve göller oluşturduğu kıyı ovalarında gelişen ormanların adı. Yağışlı aylarda su yükselir ve ağaç gövdelerini dizlere kadar örter. Yaz geldiğinde su çekilir, orman tabanı nemli, koyu bir toprağa dönüşür. Bu gidiş geliş, hem suya hem de kuru toprağa uyum sağlamış canlıların aynı alanı paylaşmasına imkân tanır.

İğneada’yı sıradışı kılan, bu geçişin kesintisiz olması. Kıyıdaki kumullardan başlayan hat, göllerin çevresindeki sazlıklara, oradan subasar ormana ve nihayet yamaçlara tırmanan yaprak döken ormanlara uzanır. Kumul, sazlık, göl, subasar orman ve kuru orman birkaç kilometrelik bir şeridin içinde yan yana durur. Bu nedenle park, doğa severler kadar bilim insanları için de değerli bir açık hava laboratuvarı.

Milli park, belde merkezi ortada kalacak şekilde iki parçadan oluşur. Kuzeyde Erikli Gölü ve çevresi, güneyde ise Saka, Hamam, Pedina ve Mert gölleriyle onları kuşatan longoz ve yaprak döken ormanlar yer alır.

Kumul, sazlık, göl, subasar orman ve kuru orman birkaç kilometrelik bir şeridin içinde yan yana durur.

Göller ve kıyı

Parkın her gölünün kendine özgü bir karakteri var. Erikli Gölü, kuzey kesimde denizle bağlantısı yaz aylarında bir kum setiyle kapanan bir lagün. Deniz, lagün ve kumsal burada aynı kareye sığar. Mert Gölü, Çavuşdere’nin denize ulaştığı yerde oluşmuş ve parkın en tanınan gölü. Saka Gölü, denizden kumullarla ayrılır ve çevresini kıyı ormanı sarar. Kıyıdan bir iki kilometre içeride, ormanın içinde kalan Hamam ve Pedina gölleri ise daha sessiz, daha içe dönük köşeler.

Meşeler, kızılağaçlar ve sarmaşıklar

Parkın bitki örtüsüne Güneydoğu Avrupa’ya özgü meşe, kızılağaç ve dişbudak ormanları damgasını vurur. Suyun uzun süre kaldığı çukurlarda kızılağaç ve dişbudak baskındır. Biraz daha yüksek ve kuru kesimlerde saplı meşe, sapsız meşe, gürgen, ıhlamur, akçaağaç türleri, karaağaç ve kayın öne çıkar. Gövdelere dolanan tırmanıcı bitkiler, ormana ılıman iklimde pek rastlanmayan, neredeyse tropik bir görünüm kazandırır. Kıyıdaki kumullarda ise tuzlu rüzgâra ve savrulan kuma dayanıklı bambaşka bir bitki topluluğu yaşar. Bölgede yapılan çalışmalarda 470’i aşkın bitki türü kaydedildiği belirtiliyor.

Ormanın sakinleri arasında karaca, yaban domuzu, yaban kedisi, su samuru, sansar, porsuk, kurt, tilki ve tavşan sayılabilir. Nemli orman tabanı ve göl kıyıları kurbağalar, semenderler, su yılanları ve kara kaplumbağaları için de elverişli yaşam alanları sunar.

Göç yolunun üzerinde

İğneada, Karadeniz kıyısını izleyen kuş göç yolunun üzerinde bulunuyor. İlkbahar ve sonbahar göçlerinde park hareketli bir istasyona dönüşür. Göl kıyılarında gri balıkçıl ve yalıçapkını, ormanın derinliklerinde kara ağaçkakan ve yeşil ağaçkakan, açıklıklarda ibibik görmek mümkün. Kara leylek, küçük orman kartalı ve ak kuyruklu kartal da alanda kaydedilen türler arasında.

Burada kuş gözlemi sabır ister. Sazlıklara yakın, sessiz bir noktada birkaç saat geçirmek, yanında dürbün getirenlere genellikle fazlasıyla karşılığını verir.

Koruma altına alınma hikâyesi

Beldenin adının, bölgeyi Osmanlı topraklarına katan İne Bey’den geldiği anlatılır. Yüzyıllar boyunca balıkçılık ve ormancılıkla geçinen bu sakin kıyı köşesi, son on yıllarda kıyı yapılaşması ve turizmin sulak alan üzerinde yaratabileceği baskıyla karşı karşıya kaldı. Longozun bütünlüğünü korumak amacıyla 2007’de ilan edilen milli parkın yönetimi, bugün Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün 1. Bölge Müdürlüğü üzerinden yürütülüyor.

Göl kıyısında yürümek

Parkı tanımanın en kolay yolu, göllerin çevresinde ve longozun içinde yürümek. Kuş gözlemi, doğa fotoğrafçılığı, kısa doğa yürüyüşleri ve piknik başlıca etkinlikler. Patikaların bir bölümü yağışlı dönemde çamurlu, yer yer su altında olabilir.

  1. Mert Gölü ve çevresiGöl kıyısını, sazlığı ve longoz ormanını bir arada görmek için ilk durak.
  2. Saka GölüKumulların ormana dönüştüğü geçiş kuşağını gözlemlemek için uygun.
  3. Erikli Gölü ve kumsalıLagün yapısı ve deniz kıyısıyla günü tamamlamak için.
  4. Su üstündenYaz mevsiminde yerel işletmeler göllerde ve longoz kanallarında kano ya da küçük tekne gezileri düzenleyebiliyor. Hizmetin olup olmadığını ve güncel kuralları gitmeden önce yerel olarak teyit etmek gerekiyor.

Ne zaman gidilir?

Longozu en karakteristik hâliyle görmek isteyenler için ilkbahar öne çıkıyor. Su seviyesi yüksek, orman yeni yapraklanmış, kuş göçü sürüyor. Nisan ile Haziran arası hem yürüyüş hem kuş gözlemi için elverişli. Yazın su çekilir, sivrisinek artar; deniz ve kumsal nedeniyle belde kalabalıklaşır. Eylül ve Ekim, sonbahar göçü ve ağaçların renk değiştirmesiyle ikinci güzel dönem. Kışın hava sert ve yağışlı geçer, bazı yollar çamurlu olabilir.

Nasıl gidilir?

İğneada, Demirköy’e yaklaşık 27, Kırklareli il merkezine yaklaşık 97, İstanbul’a ise yaklaşık 237 kilometre uzaklıkta. İstanbul’dan özel araçla yolculuk üç saat civarında sürer. Son bölümde, Demirköy’den sonra orman içinden kıvrılan bir yol izlenir. Edirne’den yaklaşık iki saatte ulaşılabilir. Toplu taşımayla genellikle önce Kırklareli’ye, oradan aktarmalı olarak Demirköy ve İğneada’ya gidiliyor. Belde merkezinde pansiyon ve otel seçenekleri bulunuyor. Kamp için güncel izin ve alan bilgisini milli park idaresinden teyit etmek gerekiyor.

Bilgi kartı

Konum
İğneada, Demirköy, Kırklareli; Bulgaristan sınırına yakın Karadeniz kıyısı
İlan
13 Kasım 2007
Alan
Yaklaşık 3.155 hektar
En iyi dönem
Nisan–Haziran ve Eylül–Ekim
Ulaşım
İstanbul’dan özel araçla yaklaşık 3 saat; toplu taşımayla Kırklareli ve Demirköy aktarmalı

Yanınıza alın

  • Su geçirmez ayakkabı
  • Sivrisinek kovucu
  • Dürbün ve yedek pil
  • Kano gezisi için can yeleği (işletmenin sağladığından emin olun)

Dikkat edilecekler

  • İşaretli yolların dışına çıkmayın; sazlıklara ve kumullara girmeyin.
  • Yuvalama alanlarına yaklaşmayın, yüksek sesle konuşmayın.
  • Ateş yakmak, bitki toplamak ve yaban hayvanlarını beslemek yasak.
  • Çöplerinizi geri götürün; göllere ve kumsala hiçbir şey bırakmayın.

Akşamüstü Mert Gölü’nün kıyısında ışık alçaldığında, suyun yüzeyinde ağaçların ters görüntüsü belirir ve orman ikiye katlanır. İğneada’nın longozları, bir ormanın yalnızca toprakta değil suda da kök salabileceğini hatırlatıyor. O suyu, o sessizliği ve kıyının kırılgan dengesini korumak ise buraya gelen her ziyaretçinin payına düşen küçük bir sorumluluk.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.