Ana Sayfa Geziler Millli Parklar Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı: Türkiye’nin Akdeniz’deki İlk Deniz Milli Parkı

Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı: Türkiye’nin Akdeniz’deki İlk Deniz Milli Parkı

Milli Parklar · Batı Akdeniz

Muğla’nın Fethiye ilçesinden Antalya’nın Kaş ilçesine uzanan 21 bin kilometrekareyi aşkın deniz alanı, 16 Ağustos 2026’da Türkiye’nin ilk deniz milli parklarından biri oldu. Haritadaki sınır artık kesin; asıl sınav, bu sınırın içinde neyin nasıl korunacağında.

Doğa Dergisi Bilim Masasıİlk yayın: 26 Eylül 2026Okuma süresi: 7 dk

Kekova’nın sığ kıyılarında, suyun berraklığı bazı sabahlar insanı yanıltır. Tekne yavaşladığında dipteki taşlar, yarısı suya gömülmüş Likya lahitleri ve eski rıhtım kalıntıları, sanki uzanıp dokunulacak kadar yakın görünür. Biraz açıkta ise mavi hızla koyulaşır. Akdeniz foklarının saklandığı kıyı mağaraları, deniz çayırlarının yeşil halıları, orfozların pusuya yattığı kayalıklar bu koyuluğun içinde kalır. Fethiye’den Kaş’a uzanan bu kıyı, yıllardır parça parça koruma altındaydı. Ağustosun ortasında bütün bu parçalar, çok daha geniş bir çerçevenin içine alındı.

16 Ağustos 2026 tarihli ve 33342 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 11626 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile Fethiye ve Kaş açıklarında sınırları belirlenen deniz alanı “Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı” ilan edildi. Karar, 2873 sayılı Milli Parklar Kanunu’nun 3. maddesine dayanıyor. Aynı gün yayımlanan 11627 sayılı kararla Kuzey Ege’de de bir deniz milli parkı kuruldu. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP), iki alanı açıkça “ülkemizin ilk deniz milli parkları” olarak tanımlıyor.

2.170.603hektar deniz alanı (yaklaşık 21.706 km²)
16.08.2026Resmî Gazete’de ilan tarihi
%92,6iki yeni deniz milli parkının toplam alanındaki payı

Bir haritanın hukuki ağırlığı

Karar ekindeki bilgilere göre parkın toplam alanı 21.706,03 kilometrekare. DKMP’nin açıkladığı hektar karşılığı 2 milyon 170 bin 603. Kuzey Ege’deki 174 bin 214 hektarla birlikte yaklaşık 2,34 milyon hektarlık, yani 2.344.817 hektarlık bir deniz alanı ilk kez milli park statüsüne girmiş oldu. Bu iki kararla Türkiye’nin milli park sayısı 52’ye, farklı statülerdeki korunan alanların sayısı 698’e çıktı. Birkaç gün sonra Nemrut Kalderası (19 Ağustos) ve Van Gölü Deveboynu Yarımadası (31 Ağustos) da listeye eklenince toplam 54 oldu.

Sınırlar yer adlarıyla değil, karara ekli harita ve koordinat listesiyle çizildi. Alanın yönetimi, DKMP’ye bağlı Muğla ve Antalya müdürlükleri ile ilgili bölge müdürlüklerine verildi. Sürecin kökü ise daha eskiye uzanıyor. Türkiye’nin 16 Nisan 2025’te ilan ettiği ve 12 Haziran 2025’te UNESCO Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonu nezdinde kayda geçirilen Deniz Mekânsal Planlama Haritası’na, bu bölge 2 Ağustos 2025’te “Deniz Koruma Alanı” olarak eklenmişti. Milli park kararı, bu işaretin hukuki karşılığını kesinleştirdi.

Bakanlık, adımı Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamındaki Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’ne bağlıyor. Bu çerçeve, 2030’a kadar kara ve deniz alanlarının en az yüzde 30’unun korunmasını hedefliyor.

Suyun altındaki komşular

Fethiye-Kaş kıyısı, Türkiye Akdenizi’nin biyolojik açıdan en iyi tanınan kesimlerinden biri. Bunun nedeni de büyük ölçüde burada onlarca yıldır süren koruma ve izleme çalışmaları. Akdeniz Koruma Derneği’nin verilerine göre Fethiye-Göcek bölgesi, nesli tehdit altındaki Akdeniz foku (Monachus monachus), deniz eriştesi olarak da bilinen deniz çayırı Posidonia oceanica ve orfozun (Epinephelus marginatus) da aralarında bulunduğu 1.500 kadar türe ev sahipliği yapıyor. Kaş-Kekova’da ise bugüne kadar yaklaşık 1.000 denizel tür kayda geçirildi. Akdeniz foku, sini kaplumbağası (Caretta caretta) ve yeşil deniz kaplumbağası (Chelonia mydas) bölgeyi üreme ve beslenme alanı olarak kullanıyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın kayıtları, Fethiye Kumsalı’nı hem sini hem yeşil deniz kaplumbağasının üreme alanlarından biri olarak gösteriyor. Posidonia çayırları ise bu kıyının görünmeyen altyapısı gibi çalışıyor. Birçok balık türünün yavruları bu yapraklar arasında büyüyor, çayırlar dalgaların kıyıyı aşındırmasını yavaşlatıyor. Kaş-Kekova’nın kayalık ve berrak su altı yapısı da orfoz ve lahos gibi besin zincirinin tepesindeki balıklar için ayrıca önem taşıyor.

Fethiye’den Kaş’a uzanan kıyı yıllardır parça parça korunuyordu. Ağustosta bu parçalar tek bir çerçevenin içine alındı.

Deniz kaplumbağaları üzerine çalışan DEKAMER’in Müdürü Prof. Dr. Yakup Kaska, kararın neden önemli olduğunu türlerin hareketi üzerinden anlatıyor. DHA’ya konuşan Kaska, bir kaplumbağanın yaşamının yumurtadan çıktığı kumsalla sınırlı olmadığını, yüzlerce hatta binlerce kilometre boyunca farklı deniz alanlarını kullanabildiğini hatırlatıyor ve ekliyor: “Uydu takipleri ve saha çalışmalarımızın gösterdiği gibi, denizde sınırlar bizim çizdiğimiz kadar kesin değil.” Kaska’ya göre yeni parklar birbirine bağlı deniz ekosistemlerini korumak için önemli bir fırsat. Alanların koruma değerini ise bundan sonraki bilimsel araştırmalar, uzun dönemli izleme ve sahadaki uygulamalar belirleyecek.

Eski statüler, yeni şemsiye

Milli park, bu kıyıda boş bir sayfaya yazılmadı. Fethiye-Göcek, 12 Haziran 1988 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla Özel Çevre Koruma (ÖÇK) Bölgesi ilan edilmişti. 817 kilometrekarelik bu bölge Göcek Körfezi’ni, Ölüdeniz’i ve Fethiye Körfezi’nin adalarını kapsıyor. Kaş-Kekova ise 18 Ocak 1990 tarihli kararla ÖÇK statüsü kazandı. Akdeniz Koruma Derneği’ne göre bölgenin toplam 258,30 kilometrekaresinin 92 kilometrekaresi deniz. Fethiye-Göcek’teki balıkçılığa kapalı alanlar da 22 Ağustos 2020 tarihli Resmî Gazete ile ilan edildi.

Sahada bu statüleri anlamlı kılan, büyük ölçüde gündelik emek oldu. Akdeniz Koruma Derneği 2019’dan bu yana yetkili kamu kurumlarıyla birlikte “Deniz Koruyuculuğu Sistemi” adını verdiği devriye düzenini yürütüyor. Makroalg türleri, balık biyokütlesi, deniz suyu sıcaklığı ve Akdeniz foku düzenli olarak izleniyor. Kaş-Kekova’da dernek, iklim değişikliğiyle sayıları artan yabancı balık türlerinin ekosisteme ve balıkçılığa etkisini azaltmak için şefler ve balıkçılarla da çalışıyor.

Yeni park, bu küçük ve görece iyi tanınan koruma alanlarını çok daha geniş bir açık deniz kütlesiyle birleştiriyor. Mevcut ÖÇK’lerin ve balıkçılığa kapalı alanların yeni park içinde nasıl bir yere oturacağı ise henüz açıklanmadı.

Milli park olmak ne değiştiriyor?

Bu sorunun kısa cevabı şu: Çerçeve belli, ayrıntılar henüz değil. 2873 sayılı Kanun’un 14. maddesi, kanun kapsamındaki yerlerde doğal ve ekolojik dengenin bozulmasını, yaban hayatının tahrip edilmesini ve alanın özelliklerini değiştirecek her türlü müdahaleyi yasaklıyor. Aynı madde, doğal dengeyi bozacak avlanmayı ve onaylı planlarda yer almayan yapı ve tesisleri de kapsam dışında tutuyor. Kanunun 4. maddesi ise her milli park için uzun devreli gelişme planı ve yönetim planı hazırlanmasını öngörüyor.

Deniz için bunun pratikte ne anlama geleceği, yani hangi bölgede hangi balıkçılık türünün süreceği, dip trolünün ele alınışı, demirleme, tekne turizmi ya da kıyı yapılaşması, bu planlarla belirlenecek. Yeşil Haber’in derlediği değerlendirme, kararların sınırları, yüz ölçümünü ve yönetim yetkisini belirlediğini, ancak koruma bölgeleri, faaliyet kısıtlamaları ve bilimsel izleme düzeninin henüz açıklanmadığını vurguluyor. Bu nedenle kararı “bütün alanda balıkçılık yasaklandı” biçiminde okumak şimdilik doğru değil. Fethiye ve Kaş’ın Türkiye’nin en yoğun deniz turizmi merkezleri arasında olması, dengeyi kurmayı hem daha zor hem daha önemli kılıyor.

Kesinleşenler

  • Sınırlar koordinatlarla Resmî Gazete’de yayımlandı.
  • Yönetim yetkisi DKMP’de.
  • 2873 sayılı Kanun’un genel koruma hükümleri alanı kapsıyor.

Bekleyenler

  • Yönetim ve gelişme planları
  • Koruma bölgeleri (zonlama) ve faaliyet kuralları
  • Denetim kapasitesi, bütçe ve izleme programı

Sivil toplum ve bilim insanları ne diyor?

Bölgede en uzun soluklu saha deneyimine sahip kuruluşlardan Akdeniz Koruma Derneği, ilanı denizlerin korunması için önemli bir karar olarak görüyor. Derneğin açıklaması, deniz koruma alanlarının ekolojik fayda sağlamasının bilimsel veriye dayalı yönetime, düzenli izlemeye, etkin denetime ve yerel paydaşların katılımına bağlı olduğunu vurguluyor ve şu cümleyle bitiyor: “Çünkü bir alanı koruma altına almak ilk adım; onu gerçekten korumak ise uzun soluklu bir süreç.”

Benzer bir uyarı, Kasım 2026’da Antalya’da yapılacak BM İklim Konferansı COP31’e dikkat çeken yorumlarda da öne çıkıyor. Yetkin Report’ta yayımlanan bir değerlendirme, yönetim planlarının şeffaf biçimde hazırlanmasını, koruma bölgelerinin bilimsel ölçütlerle belirlenmesini ve balıkçıların, kıyı topluluklarının karar süreçlerine gerçekten katılmasını sınav olarak tanımlıyor.

Kararın bir de diplomatik boyutu var. Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin ilan ettiği parkların bir bölümünün kendi kıta sahanlığı saydığı alanlara uzandığını öne sürdü. Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ise kararların uluslararası hukuka uygun olduğunu ve seyrüsefer serbestisinin etkilenmemesi için önlem alındığını açıkladı. Meis Adası çevresindeki sınırların tam konumu, koordinatlar teknik olarak haritalanmadan kesin biçimde yorumlanamıyor. Bu tartışma, parkın ekolojik başarısının nasıl ölçüleceği sorusunu değiştirmiyor.

Bilgi kartı

Konum
Muğla (Fethiye) ve Antalya (Kaş) açıklarındaki deniz alanı
İlan
16 Ağustos 2026, Cumhurbaşkanı Kararı 11626 (Resmî Gazete 33342)
Alan
2.170.603 hektar (21.706,03 km²)
Yönetim
Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü
Önceki statüler
Fethiye-Göcek ÖÇK (1988), Kaş-Kekova ÖÇK (1990), Fethiye-Göcek balıkçılığa kapalı alanları (2020)
Öne çıkan türler
Akdeniz foku, sini ve yeşil deniz kaplumbağası, Posidonia çayırları, orfoz
Ulaşım
Fethiye ve Kaş limanları; en yakın havalimanları Dalaman ve Antalya

Ziyaretçi için

Milli park ilanı, bölgeye girişi ya da denize girmeyi yasaklamıyor. Ayrıntılı kurallar yönetim planlarıyla netleşecek. Şimdiden yapılabilecekler belli: Fok görürseniz uzakta durun, mağaralara girmeyin, fotoğraf için yaklaşmayın. Tekneyle demirlerken deniz çayırlarının üzerine çapa atmamaya özen gösterin. Yumurtlama mevsiminde kumsallarda gece ışık ve gürültüden kaçının.

Kekova’daki batık kalıntılar, bu kıyının insanlarla denizin binlerce yıldır iç içe yaşadığı bir yer olduğunu hatırlatıyor. Yeni milli park, bu ilişkiyi yeniden tanımlama fırsatı sunuyor. Fırsatın sonuca dönüşüp dönüşmeyeceğini, önümüzdeki aylarda yayımlanacak planlar ve sahada devriye gezen botların sayısı gösterecek.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.