500 yaşın üzerindeki yüzlerce ağaç dâhil yaklaşık 2.000.000 ağaçtan oluşan bir zeytin ormanına sahip Ayvalık coğrafyası, olağanüstü bir değer taşır. Bu coğrafya; Akdeniz’e özgü endemik türlerden Poecilimon mytilensis (Yellice Adası), Centaurea acicularis ve Campanula lyrata’yı barındıran karasal özellikleri; yine Akdeniz’e özgü olup Ege’ye yayılan kızıl mercan (Paramuricea clavata), yelpaze mercanları (Eunicella cavolini, Eunicella singularis) ve deniz çayırlarından (Posidonia oceanica) oluşan denizel türleri; denizle kayanın buluştuğu kıyılarındaki tuzcul çayırlar, kıyı kumulları ve flamingo (Phoenicopterus ruber), angıt (Tadorna ferruginea) gibi göçmen kuşlara ev sahipliği yapan tuzlalarıyla öne çıkar. Tüm bu özelliklerin yayıldığı Alibey (Cunda) Adası dâhil toplam 22 adadan oluşan takımadaların kıyı ve denizle birlikte ördüğü morfolojik yapı, doğal ve estetik güzellikleri bir araya getirerek eşsiz bir bütün oluşturur.
Madra Dağı, Gömeç ve Altınova ile sınırlanan bu kendine özgü coğrafyada, bin yıllardır burada yetişen delicelerin (Olea oleaster) aşılanmasıyla özel bir genetik çeşide kavuşan zeytin ağaçları büyük bir değer taşır. Bunun yanı sıra Ayvalık, 19. yüzyılda zeytine dayalı endüstrinin (zeytinyağı ve sabun) Anadolu’nun batısında geliştiği öncü bir kent olmuştur. Zeytin ve ürünlerine dayalı üretim; zeytinyağı fabrikaları, sabunhaneler ve depolardan mağazalara, küplerle birlikte konutların içine kadar uzanarak bir yandan kentsel mimariyi biçimlendirmiş, diğer yandan zeytin endüstrisine dayalı bir peyzaj oluşturmuştur.
Bu kendine özgü doğal çevrede zeytin ağacı ve meyvesi, insan eliyle oluşturulan yapılı çevrenin temel bileşenleri olmuş ve 19. yüzyılda bu coğrafyaya özgü bir kültürün doğmasını sağlamıştır. Dolayısıyla Ayvalık, doğal ve estetik güzelliklerinin tarımsal üretime dayalı, insan eliyle yaratılmış kültürle (üretim ve mimari) bir bütün oluşturduğu, yere özgü ve olağanüstü bir değere sahiptir.
Kapak Fotoğrafı: go2festival sitesine aittir.























