Fatma Yörür’ün haberi
Meclis’te torba yasa kapsamında kabul edilen ve ‘stratejik proje bazlı yatırımların’ izin, tahsis ve ruhsat yetkisini Bakanlar Kurulu kararına bırakan 75. madde, tartışma yarattı.
BBC Türkçe’ye konuşan muhalefet partisi temsilcileri ve çevre uzmanları, bu maddenin tabiat varlıkları ve sit alanlarına yapılacak yatırımları denetim mekanizmalarından kurtarmayı amaçladığını söylerken hükümet bu düzenlemeyle proje bazlı yatırımları hızlandırmak istediğini vurguluyor.
‘Yetkiyi Parlamento’dan alıp Bakanlar Kurulu’na devrediyor’
CHP İstanbul Milletvekili Mahmut Tanal, Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacakları bu düzenlemeyle parlamentonun devre dışı bırakılmaya çalışıldığını savundu. Tanal şunları söyledi:
“Yetkinin parlamentodan alınarak Bakanlar Kurulu’na verilmesi, idari işleyişin devre dışı bırakılması kabul edilemez. Bu tasarı ayrıca Anayasa’nın 56. ve 64. maddelerine aykırılık taşıyor. Anayasa’nın 13. maddesine göre insan haklarını düzenleyen hükümler ancak kanunla yapılır. Tek bir kanunla diğer kanunları baypas eden maddenin geçmesi, çevre cinayetlerine sebep olacaktır.”
“Yerelin ihtiyaçlarını göz ardı eden bu tasarı, uluslararası hukuku da zorluyor. Bakanlar Kurulu kararlarına itiraz hakkınız yok; oysa uluslararası sözleşmeler ‘hak arama özgürlüğünü’ korumayı garanti altına alır.”
‘Doğa hukuki korumadan yoksun bırakıldı’
Türkiye’de çevre konularında yıllardır gönüllü avukatlık yapan Yakup Okumuş’a göre bu yasanın geçmesi şu anda yargı sürecinde olan pek çok yatırım için kilit rol oynuyor.
Okumuş şunları söylüyor:
“Akkuyu, Sinop, İğneada nükleer santralleri, HES’ler, altyapı yatırımları, termik santraller, sit alanları bu yasadan etkilenecek. Bu yasayla, verdiğimiz tüm hukuki mücadelelere ve Danıştay’ın defalarca verdiği iptal kararlarına rağmen, tek bir Bakanlar Kurulu toplantısının ardından birkaç saat içinde karar çıkacak.”
“Evet, bu yasadan önce de süreçlerde hukuksuzluklar yaşıyorduk. ÇED raporlarının iptaline, yargı süreçlerine müdahale edilebiliyordu ama hukuken her zaman itiraz hakkımız vardı. Dava konusu edilebilen bu idari işlemler şimdi dava edilemeyecek. Bunun yanı sıra ilgili kamu kurumlarının denetim süreci devre dışı bırakılıyor. Elektrik Piyasası Koruma Kanunu, Ormanları Koruma Kanunu, Meraları Koruma Kanunu, Su Ürünlerini Koruma Kanunu, Çevre Kanunu, Toprak Koruma Kanunu, DSİ devre dışı kalıyor.”
“Örneğin bir hidroelektrik santrali meraya yapılacaksa mera komisyonundan geçmesi gerekiyordu. Bu yasa bunu ve tahsis alma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. Orman, mera, toprak cinsi ve ekolojik değerine bakılmaksızın alınacak kararların telafisi olmayacak.”
‘Ekolojik sistem ekonomik sistemlere kurban ediliyor’
Prof. Dr. Beyza Üstün’e göre, kabul edilen bu torba yasadaki birbirinden farklı 80 yasanın birçoğu, AKP’nin gelecek dönemdeki ekonomik darboğazı aşmasını amaçlıyor. “Ekonomik sürdürülebilirlik, AK Parti’nin bundan sonra elindeki tek koz” diyen Üstün, 75. maddeyi de bu amaçla tüm kültürel ve ekolojik değerlerin kurban edilmesine yönelik bir hazırlık olarak yorumluyor.
“Bu yasa Mezopotamya Havzası’nı, Kaz Dağları’nı, Sur’u, Artvin Arhavi’yi, Cerattepe’yi, dereleri ele geçirmeyi amaçlıyor ama unutulan şey bölge insanının direnci. Bölgenin değerlerini bu ticari işletmelere vermek istemeyen insanlar direndi. Bakanlar Kurulu kararıyla gitseniz de insanlara bölgelerinde istemediği rant ala
“Süreç bundan önce de hukuka uygun ilerlemiyordu. Kuzey ormanları nasıl katledildi? Kaz Dağları nasıl madene açıldı? Bu yasa ile elimizde kalan son ekolojik değerlerin sermayeye devri gerçekleşecek.”
“Mayıs ayında ÇED yönetmeliğinde yaptıkları bir değişiklikle şirketlerin önünü açan bir düzenleme getirdiler. Danıştay bunu usulsüz, hukuksuz ve bilimin esaslarına aykırı buldu. Danıştay aslında bu kararla Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın bütün usulsüz yetkilerini dondurdu. O günden bugüne duran işlemlerinin önünü açabilmek için bir düzenleme yapmaları gerekiyordu. 75. madde ve benzeri maddelerle artık Bakanlar Kurulu yetkili olacak ve hiçbir denetim merciine ihtiyaç duymadan tüm yetkileriyle çalışabilecek.”
“Yerelin yetkileri ortadan kalkmadı”
Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı AKP Milletvekili Mehmet Şükrü Erdinç, konuya ilişkin BBC Türkçe’nin sorularını yanıtladı.
Erdinç, yerelin yetkisinin ortadan kaldırılmadığını, yetkilerin tamamen merkeze toplanmadığını, Bakanlar Kurulu’nun yalnızca ihtiyaç hâlinde yetkilendirildiğini söyledi:
“Bu fıkranın amacı yatırımların hızlandırılması ve teşvik edilmesidir. Kalkınma ajansları tarafından verilen bazı desteklerde, teşviklerde bazı sınırlamalar olabiliyordu. Artık Bakanlar Kurulu uygun görürse yatırımların teşviki için bu sınırlamaları kaldırabilme yetkisine sahip oluyor.”
Tasarının son hâlinde, yapılacak proje bazlı yatırımlarda sağlanacak devlet desteği de düzenlendi. Buna göre, yatırımlar Ekonomi Bakanlığı bütçesinden sağlanacak destekle finanse edilebilecek. Vergi muafiyetleri, prim, faiz, ücret ve enerji desteği, hazine taşınmazlarının özel sektöre devri gibi bir dizi teşvik de yasaya dâhil edildi.


























