Yeşil binalar, yapının arazi seçiminden başlayarak yaşam döngüsü çerçevesinde değerlendirilen, bütüncül bir anlayışla ve sosyal-çevresel sorumluluk anlayışıyla tasarlanan, iklim verilerine ve o yere özgü koşullara uygun, ihtiyacı kadar tüketen, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmiş, doğal ve atık üretmeyen malzemelerin kullanıldığı katılımı teşvik eden, ekosistemlere duyarlı yapılar olarak tarif edilebilir (Anonim, 2015a).
Dünyadaki Ulusal Yeşil Bina Konseylerinin deneyimi, yeşil binaların yaygınlaşmasını sağlamanın en etkili yollarından birinin bu binalara bir “yeşil etiket” vermek olduğunu ortaya koymuştur. Bu etiketler sayesinde bir binanın birtakım standartlar çerçevesinde yeşilliği tescil edilir. Bu standartlar aynı zamanda yeşil bina tasarlamak isteyen mimar ve mühendisler için kılavuz niteliği taşır. Sosyal sorumluluklarını yerine getirdiklerini kamuoyu ile paylaşmak isteyen şirketlere de geçerli bir etiket sağlar. Yeşil yapılaşmaya yönelmek şirketler için aynı zamanda bir sosyal sorumluluk projesi olarak da görülmelidir (Anonim, 2015a).
Binaların ve yerleşimlerin küresel ısınmaya sebep olan başlıca sera gazı olan CO2 salınımının %40’ından, aynı zamanda su kullanımının yaklaşık %12’sinden, atıkların %65’inden ve elektrik tüketiminin de %71’inden sorumludurlar. Bu rakamların büyüklüğü, binaların ve yerleşimlerin çevreye olan etkilerinin azaltılması için aynı zamanda büyük bir potansiyelin olduğu anlamına gelir.
Amerika’da yapılan bir çalışma, “yeşil” veya “çevreci” olarak tabir edilen binaların enerji tüketiminde %24-50,
CO2 salınımında %33-39, su tüketiminde %40 ve atıklarda %70’e varan bir düşüş sağlanacağını ortaya koymaktadır (Anonim, 2015a).
Günümüzde binaları çevresel etkilerine göre değerlendiren pek çok sistem geliştirilmiş ve geliştirilmektedir. Bu çalışmada, Amerika Birleşik Devletleri’nde uygulanmakta olan LEED (Leadership in Energy and Enviromental Design (Enerji ve Çevre Tasarımında Liderlik)) sistemi ve ülkemizde uygulanan ÇEDBİK (Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği) -Konut Sertifikası’nın dikey yeşil sistemler ile olan ilişkisi incelenmiştir.
İlk kez 1998 yılında Amerikan Yeşil Binalar Konseyi tarafından uygulanan bu değerlendirme sisteminde asıl amaç, yapı sektöründe kullanılan yöntem ve malzemelerin sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde planlanması ve uygulanmasıdır. Bu sayede doğa dostu yapıların sayısının artırılması hedeflenmiştir.
Dikey yeşil sistemler diğer sürdürülebilir yapı elemanları ile kombinasyon halinde kullanıldıkları zaman bir yapının LEED sertifikası kazanmasında önemli rol oynarlar (Afrin, 2009).
ÇEDBİK-Konut sertifikası, Çevre Dostu Yeşil Binalar Derneği tarafından ülkemiz koşulları göz önünde bulundurularak hazırlanmıştır. Bu sertifika sistemi en yenilikçi çözümleri kullanarak tasarım ve inşaatın çevreye vereceği zararlı etkiyi minimuma indirmeyi amaçlamaktadır.
Dikey yeşil sistemlerin kullanılmasının doğrudan ve dolaylı yönden oluşturacağı avantajların ÇEDBİK Konut Sertifikası puanlama sistemindeki yeri Çizelge 2.1’de verilmektedir.



























